Çoğul Gebelik ve Riskleri

Çoğul gebeliklerin çoğu sağlıklıdır, ancak bazıları tehlikeli olabilir. Bebek sayısı arttıkça yan etki riski artabilir. En büyük risk, birçok sağlık sorununa neden olabilen erken doğumdur. Özellikle erken doğum yapıyorsanız, doktorunuz sizin için yatak istirahati yazabilir. Yatak istirahatinin çoğul gebeliklerde erken doğumu engellediğine dair bir kanıt yoktur, ancak azaltılmış fiziksel aktivite veya sık dinlenme faydalı olabilir.çoğul gebelik, çoğul gebelik riskleri, çoğul gebelik risklerinden korunma

Çoğul gebeliklerle erken doğum olasılığı nedir?

Araştırmaya göre ikiz gebeliklerde yüzde 60 (37. haftadan önce) erken doğum şansı ve üçlü gebeliklerde neredeyse yüzde 90 var. Erken doğum süresi ikiz gebeliklerde ortalama 35 hafta, üçlü gebeliklerde ortalama 33 hafta ve dörtlü gebeliklerde 29 haftadır.

Erken doğumun riskleri nelerdir?

Bir bebek doğmadan önce akciğerler, beyin ve diğer organlar henüz tam olarak gelişmemiş olabilir. Ayrıca çocuğun bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla savaşmak için yeterince gelişmemiş olabilir ya da ememez ya da yutamaz. Bebek ne kadar erken doğarsa risk o kadar yüksek olur. Prematüre doğumlarda, bebekler 34 ila 37 hafta arasında doğarlarsa genellikle sağlıklıdır. Ancak 28 haftadan önce doğan bebeklerin hayatta kalması için çok dikkatli tedavi ve izleme gereklidir.

Doğum 34. haftadan önce başlarsa, doktorunuz ağrıyı birkaç gün geciktirebilir. Gecikme, zaman kazanmak ve akciğerlerin veya diğer organların daha hızlı gelişmesini sağlamak için çocuğu ilaçla tedavi etmek içindir. Bu tedavi ile bebeğin hayatta kalma olasılığı artar. Ek olarak, serebral palsi riskini azaltmak için çocuğunuza magnezyum sülfat verilebilir.

Çoğul gebeliklerde başka hangi sorunlar ortaya çıkabilir?

İkizler ve üçüzler genellikle doğumdan önce sağlıklı olmaları için ihtiyaç duydukları kiloya ulaşmazlar. Normal doğumda bebekler yaklaşık 3 kg doğarken ikizler ortalama 2,5 kg. Genellikle üçüzlerde çocuk başına 1,8 kg, dörtlülerde 1,36 kg ağırlığındadır. 2,5 kg’ın altında doğan bebekler düşük doğum ağırlıklı olarak kabul edilir.

Genelde düşük kilolu doğan bebekler sağlık sorunlarına neden olabilir. Normal kilonun altında doğan bebekler genellikle kendi başlarına nefes alamama sorunu yaşayabilir. Ayrıca enfeksiyonlarla mücadele, vücut ısısını kontrol etme ve kilo alma konusunda da problemleri olabilir. Bu nedenlerle normal kilonun altında doğan bebekler eve gönderilmeden önce bir süre yenidoğan bakım ünitelerinde bakılır.

Hamilelikte zehirlenme (preeklampsi)

İdrarda yüksek tansiyon ve protein ile böbrek veya karaciğer problemlerine neden olan ciddi bir durumdur. Bu durum tekil gebelikleri olan kadınların% 10-15’inde görülmekle birlikte ikiz gebeliklerde ve her çocukta bu rakam iki veya üç katına çıkabilir. Preeklampsi şiddetli olduğunda birçok organı ve plasentayı etkileyebilir ve hayatı tehdit eden ciddi bir sorun olabilir.

Hamilelik sırasında diabetes mellitus

Birden fazla çocuk taşıyan kadınlarda gebelik diyabeti çok yaygındır. Gestasyonel diyabetiniz varsa, doktorunuz sizi çok yakından izlemelidir. Genellikle uygun diyet ve egzersizle kan şekerinizi kontrol edebilirsiniz, ancak bazı kadınların insülin veya başka ilaçlara ihtiyacı olabilir. Kontrolsüz diyabet sizin ve bebeğinizin sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atabilir.

Plasental abruption

Bu, plasentanın uterustan erken ayrılması durumudur. Birden fazla çocuk taşıyan hamile kadınlar, tek çocuk taşıyanlara göre daha yüksek risk altındadır. Gebeliğin ikinci evresinde (14. ve 26. haftalar) herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir ve büyüme sorunlarına, erken doğumlara ve ölü doğumlara neden olabilir. Dekolman meydana geldikten sonra diğer bebeklere veya bebeklere sezaryen yapılmalıdır.

TTTS (İkizden İkize Transfüzyon Sendromu)

Bu, komplikasyonlara neden olabilen çok nadir fakat ciddi bir durumdur. Bu tek yumurta ikizlerinde görülür. Bu, aynı plasentayı paylaşan ve birinden diğerine kan akan bebeklerin durumudur. Ameliyatta bebeklerin kan damarları arasındaki bağlantı kesilerek bu durum düzeltilebilir.

Bir veya daha fazla bebeği kaybetmek

İkizlere hamile kaldığında, bazen bebeklerden biri hamileliğin erken döneminde düşük yapabilir. Bu duruma kaybolan ikiz sendromu denir. Bu durum ikiz gebeliklerde yüzde 20, üçlü gebeliklerde yüzde 40 düzeyinde görülebilmektedir.

Bu, ultrason yapılmadan birkaç gün önce olmuş olabilir ve gözden kaçamazdı. Tek belirti rahimden gelen kandır. Kalan bebekler veya bebekler genellikle sağlıklı büyümeye devam eder.

Çoğul gebeliklerde ölü doğum olasılığı normal gebeliklere göre biraz daha yüksektir, ancak bu çok nadirdir. Normal gebeliklerde yüzde 0,5 olan bu oran ikiz veya üçlü gebeliklerde yüzde 1-2 civarındadır. Bazı nadir durumlarda, ölü doğan bir bebek, başka bir sağlıklı bebek doğmadan birkaç hafta önce doğabilir.

Bebeklerde aynı plasentaya sahipse, yirminci haftadan sonra hayatta kalan bebek için yüksek ölüm riski vardır. Farklı plasentaları varsa, hayatta kalan bebeğin normal şekilde gelişmeye devam etmesi muhtemeldir.

Riskleri azaltmak için ne yapılabilir?

Erken teşhis koyup doktorunuzun tavsiyelerine uyarak pek çok riski azaltabilirsiniz. Çoğul gebeliklerin ve komplikasyonların farkında olmanız önemlidir, ancak işlerin ters gideceği ve tüm komplikasyonları benim alacağım fikrine takıntılı olmamalısınız. Sağlıklı ve düzenli beslenme ve sıvı alımı esastır. Doktorunuzun talimatlarını ihmal etmeyin ve onun talimatlarına uyun.

Anne Sütünün Önemi Nedir?

Kadın vücudunda büyük değişimin başladığı hamilelik sürecince en büyük değişime uğrayan organlardan biri de süt damarlarıdır. Bebeğin ana besin kaynağı olan anne sütünün varlığı ilk ay itibari ile başlar. Süt bezleri giderek genişler ve son aylara yaklaşıldığında göğüslerde büyüme giderek fark edilir hale gelir. Şüphesiz her anne bebeğini emzirmek ister, ancak bazı anne adayları estetik açıdan oluşabilecek deformasyonları düşünerek bu konuda çekingen davranabilir.anne sütü, anne sütünün önemi nedir, anne sütü neden önemli

Doğanın kanunu olan bebeğin anne sütü ile beslenmesi kuralı bebek sağlığı için vazgeçilmez bir kuraldır. Özellikle ilk 6 ay bebeğin anne sütü ile beslenmesi şarttır. Gelişimi hala devam eden bebek bu süreçte hayatı boyunca ihtiyacı olacak bağışıklık sistemini anne sütü ile güçlendirecektir. Bunun yanı sıra özellikle ilk süt (ağız) bebek için dış etkenlerden ve hastalıklardan korunmak için mutlaka gereklidir. Bu nedenle doktorlar annenin bebeği doğduğu zaman zarfı içinde emzirmesini isterler. İlk sütün halk dilinde ağız’ın bebekte ilk ayda görülen sarılığa karşı da koruma sağladığı bilinmektedir.

Bebeğin emmemesi anne sütünün azlığından veya tadını beğenmemesinden değil, doğru emzirme şeklinin sağlanamamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca sütüm kesildi veya az geliyor gibi durumların oluşmasının başlıca nedeni de yanlış emzirme şeklidir. Bebekler anne göğsünde koyu renkte olan tüm kısmı ağızlarına aldığında tam anlamıyla sağlıklı bir emme işlemi sağlarlar. Yeni anne adaylarının yaptığı en büyük hata ise sadece göğüs ucunun bebeğe verilmesidir.

Bu hata hem bebeğin sürekli sütü çekmeye çalışması ancak başarılı olamaması ve buna bağlı olarak emmekten vazgeçmesidir. Bu çabalama esnasında anneye olan zarar ise sürekli yenilenmeyen ve emilemeyen süt nedeni ile süt bezlerinin tembelleşmesi ve bebeğin süt çekebilmek amacı ile anne göğüs uçlarını zedeleyecek şekilde baskı uygulamasıdır.

Anne sütü tüm besinlerin önünde gelir. Anne sütünü çoğaltmak ve bebeğin sağlıklı emme işlemini gerçekleştirmek için mutlaka doğru şekilde bebeği tutmalı ve koyu göğüs bölümünü bebeğin ağzına alması sağlanmalıdır. Sütü çoğaltan en önemli şey sürekli sütün yenilenmesini ve süt bezlerinin aktif bir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Bunların yanı sıra bol su içmek süt çoğalmasında en etkili formüldür.

Gebelikte Beslenmesi Nasıl Olmalı?

Hayatımızda hoşlandığımız şeylerden birisi de sevdiğimiz yemekleri yemektir. Hamile kadın da şeyleri yiyebilmelidir. Herşeyden evvel hoşlandığınız yemekleri yemeye çalışın .

Gebelğin ilk üç ayında yemek cinsi ve zamanı bulantı nedeniyle değişecektir. Günde 6-7 defa yemeniz kuru ve soğuk besileri tercih edip sıcak, baharatlı ve yağlı yemeklerden kaçınmanız gerekecektir.gebelerde beslenme, gebelik çağında beslenme, gebeler nasıl beslenir

Sağlıklı yemek hem sizin için ve hem de bebek için önemlidir. Gebelikte iki kişi için yemek yeniyor tabiri bir bakıma doğrudur: evet iki kişi var var ama bu normal oalrak yediğiniz iki misli yemeniz manasına gelmez.

Ortalama olarak gebelikte kazanılacak kilo miktarı 12 ila 16 kilo olarak önerilir. Fakat eğer kadının gebelikte önce fazla kilosu varsa 8-10 kilo alması yeterlidir. Buna karşılık zayıf bir kadının kilo alması faydalı olur.

Anne çok fazla kilo aldığı takdirde bebeğin de fazla iri olacağına inanan uzmanlar vaedır. Ayrıca fazla kilo alırsanız doğumdan sonra onu kaybetmeniz çok zor oluyor. Bu örnekleri siz de komşularınızda veya akrabalarınızda görüyorsunuz. Hre hamilelikten sora biraz daha şişmanlarlar.

Gebelik süresinde kilo kaybetmeye çalışmayın. Hem kendinizi ve hem de bebeği gerekli besinden mahrum etmiş olursunuz.

Peki sağlıklı beslenme nasıl olmalı :

Önemli bir nokta, eğer gebe kalmayı tasarlıyorsanız gebe kalmadan önce folik asit almamalısınız bu asit bir cins B vitaminidir. Eğer kadında erken devrede bu yetersizlik sinir sistemi anormalliklerine neden olmaktadır. Eğer bunu yapmadınızsa gebe kalırkalmaz diğer vitamin ve minerallerle folik asit de alın. Bugün hamilelere verilen vitamin haplarında folik asit vardır. Önerilen miktar 400 mikrogramdır ( 0.4 miligram )

Protein hücre yapımında gerekli olduğunda besininizde yağsız et, balık, piliç, kuru bezelye ve fasulye ve yine ayrıca süt ( yağı az süt tercih edin ) yoğurt ve peynir önerilir.

Mümkün olduğu kadar bol sebze ve meyva alın.

Şunları yememeye çalışın.

Çiğ et

Çiğ deniz masülleri

Yıkanmamış sebze ve meyvalar ( mikropsuz şehir suyu garanti edilemezse o suyla yıkanmayın)

Pastorize olmayan yoğurt ve bazı peynirler.

Emzirme Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Emzirme dönemi bebekler için ve anneler için çok önemli bir dönemdir. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk hafta emmesi bebek için önemli bir zaman dilimidir. İlk haftada anneden gelen süt bebeğin bağışıklığını güçlendirecek ve hastalıklara karşı vücudunu her zaman daha dirençli hale getirecektir. Yeni doğan bir bebek aç kalırsa sarılık olma ihtimali yüksektir. Bu sebeple bebeğin sık sık uyuduğu bu zamanda her yarım saatte bir uyandırılarak emzirilmesi bebeğin sarılık olmasını önler. Ve ilk haftada kilo alımını kolaylaştırır. Bebek doğduğu andan itibaren yani ilk yarım saat içerisinde emmeye başlamalıdır. Bu aşamada anne bol vitaminli beslenmelidir ki bebekte büyüme aşamasındaki gelişimini daha sağlıklı tamamlasın. Annenin vücuduna aldığı besinler süte geçer ve bebek anne sütü ile daha sağlıklı beslenir.bebek emzirme dönemi, emzirme döneminde neler önemli, bebek emzirmede dikkat edilecekler

Yeni doğan bir bebeğin en az 6 ay ve en çok 2 yaşına kadar anne sütü alması bebeğin fiziksel gelişimi ve zihinsel gelişimi için çok önemlidir. Bu aşamada annenin dikkat etmesi gereken ve yapması gereken önemli şeyler vardır.

  • Anne her iki memesini de bebeğe eşit oranda vermelidir. Bebek bir memeyi emdikten sonra diğer memede bir sonraki emme zamanında verilir. Daha sonra en son emmeyi bıraktığı memeden devam edilir. Bu şekilde emzirme sırası ile anne daha çok süt üretir ve memeden daha çok süt gelmesi sağlanır.
  • Sigara içmek bu dönemde ayrıca dikkat edilmesi gereken konudur. İçilen sigara kıyafetlere sindiği için bebek her emzirildiğinde sigara kokusuna maruz kalır ve bu da bebeğin sağlığı açısından kötü olabilir. Ayrıca sigaranın anneye verdiği zarar kadar bebekte etkilenir.
  • Her öğünde mutlaka protein ihtiyacını fazlasıyla karşılamalıdır.
  • Gaz yapan yiyecek ve içecekten uzak durulmalıdır.
  • Rezene çayı, dereotu, marul anne sütünü artırır.
  • Yemeklerde kimyon kullanmak bebeklerde oluşan gazların daha kolay çıkartılmasını sağlar.
  • Besin gruplarının hepsinden eşit miktarda tüketmeye özen gösterilmelidir.
  • Özellikle su tüketmek anne sütünü artırır. Bunun yanı sıra doğal meyve suları da anne sütünü artırmada önemlidir.
  • Bebeğin ilk 6 aya kadar anne sütü alması çok önemlidir. Sık sık emzirilmesi gerekir.

Çocuklar İçin Oyun Yerleri

Çocuklar için en uygun oyun yerleri evlerinin içi ve oyun parklarıdır. Günümüzde artık araç sayısının artması sebebi ile sokaklarda çocuklarımız rahat bir şekilde oyun oynayamamaktadırlar.

Evdeki oyun yerinin özelliği:

Oyun çağındaki çocuklar çok fazla hareketli olurlar. Bu nedenle evin içinde çocuğa rahat ve emniyetli bir şekilde oyun oynayacağı bir oda hazırlanmalıdır veya oda durumuna göre çocukların odası ayrı tutulmalıdır. Daha olmadı oturma odalarının bir köşesi çocuklar için ayrılmalı, oda içindeki fazla eşyalar azaltılmalıdır. Keskin kenarlı ve köşeli eşyalar ortadan kaldırılmalıdır. Evde soba varsa gerekli tedbirler alınmalıdır. Oyun köşesinde çocuğa yetecek kadar oyuncak bulundurmalıdır. Ayrıca, çocuğa tertip ve düzen alışkanlığı verilebilmesi için, oyun köşesinde oyuncakların konulabileceği bir dolap veya kutu yerleştirilmelidir.

çocuk oyun alanları, açık çocuk oyun alanları, ev içinde çocuk oyun alanları

Açık hava oyun yerleri:

Çocuklar en rahat açık havada oynarlar. Çocuklar için açık havada oynamak büyük bir ihtiyaç olmaktadır. Çocuklar özellikle ilkbaharda havalar ısınmaya başladığı zaman açık havada oynamaya can atarlar. Parklara, bahçelere koşarlar. Çünkü bu gibi yerlerde çocuklar istedikleri gibi hareket ederler, gönüllerince eğlenirler. Açık havada bulunan oyun yerleri trafiği az olan veya trafiğe kapalı yerlerde olmalıdır. Tozlu, taşlı yerler olmamasına dikkat edilmeli, terkedilmiş evler, inşaat alanları, harabeler gibi yerlerde çocukların oynamasına izin verilmemeli, buralara gitmemesi için devamlı surette gözaltında tutulmalıdırlar.

Ortalıkta paslı çivi, keskin aletlerin olmamasına dikkat edilmeli, zaman zaman kontrol edilmelidir. Çocuklar açık havalarda oynarken rüzgâr akımının az olduğu, cereyan yapan yerlerde oynatılmamalıdır. Ayrıca, bahçesi olmayan, apartmanlarda yaşayan çocuklar için apartmanlarına ait bahçelerde oynatılmalı, oyun oynarlarken yola çıkmaması için dikkat edilmelidirler. Çocuklar balkonda oyun oynatılması için bırakılmışsa devamlı surette aşağıya düşmemesi için gözaltında tutulmalı, parmaklıklara tırmanmasına, aşağı sarkmaması için tüm önlemlerin alınması ve bu konular hakkında çocuğun bilgilendirilmesi gerekir.

Ergenlik Dönemi Fiziksel ve Psikolojik Özellikleri

Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçişin gerçekleştiği çok önemli bir dönemdir ve ergen yoğun fiziksel ve psikolojik değişim ve gelişme yaşar. Vücuttaki ve çevredeki yapısal değişikliklere adaptasyon gerektiren bu dönem, son derece hassas olması gereken bir evredir. Çocukluktan ayrılan ve yetişkinliğe ilk adımını atan kişi, vücudunda ve biyolojik işlevlerinde meydana gelen değişikliklerin yanı sıra fiziksel değişikliklerinden dolayı etrafındaki kişilerin davranışlarına alışmalı ve kabul etmelidir.ergenlik dönemi özellikleri, ergenlik dönemindeki değişimler, ergenler ve dönüşüm

Ergenlikte büyüme, gelişme ve olgunlaşma

Ergenlik (ergenlik), 10-21 yaşları arasında dalgalanmaların yoğun olduğu zor bir dönemdir. Bu dönem “fırtına gerginliği” dönemi olarak da bilinir. Ergen farklı bir fiziksel, cinsel, sosyal ve duygusal döneme girmiştir. Ergen farklı hissediyor ve bu gelişme alanlarında yaşadığı süreçler nedeniyle onu tanımlamakta zorlanıyor.

Yine bu dönem, okuldan beklenen sorumlulukların arttığı ve içgüdülerini kontrol ederek davranışlarında ölçülmesi beklenen bir dönemdir. Ergenler tüm bu değişiklikleri ve gelişmeleri yaşarken, kariyer seçimi ve yaşam tarzı gibi geleceği hakkında kararlar almalıdırlar.

Ergenlik, duygusal dalgalanmalarla, yani duygulardaki ani yükseliş ve düşüşlerle bilinir. Yeni duyguları tatmak, onları aşırı boyutlarda yaşamak, coşku verdiği kadar yorucu olabilir. Ergenlerde kendini yenilemeye ve kendini çevreye kanıtlamaya çalışmak bazen tehlikeli müdahalelere veya bazı bağımlılıklara yol açabilir, ancak aynı zamanda gençleri bilgilendirmek ve bunaltılmadan yakından izlenmek gerekir.

Bu dönemde ergenler kendilerini oldukları gibi kabul etmeye çalışırlar ve en büyük çabaları bağımsızlıklarını yaşamaktır. Bu nedenle, zamanının çoğunu ev dışında geçirmeye çalışır ve kimliğine saldırı olarak nerede olduğu sorusunu algılar. Gidilecek yerleri, gidiş-dönüş sürelerini tartışmak acı verici olabilir. Genç kişinin müdahale olarak algıladığı bu durum bir denetim değil, birlikte yaşayan insanların verdiği saygı ve değerin bir göstergesidir. Annesi çalıştığını söylediği için reaktif davranmayan öğrenci, tepki verir ve istediklerini yapamaz.

Ergenlik döneminde aile ilişkileri

Ergenlik hem ergenler hem de aileleri için zor bir dönemdir. Aile ergeni anlamakta zorlanırken, ergen anlayış ergenliği tam olarak deneyimleyemeyeceğini düşünmektedir. Ebeveyn bu dönemde çocuğu ne kadar iyi tanır ve ergenlikle ilgili hangi davranış, tutum ve tepkileri ayırt edebilir, ebeveyn-ergen çatışmaları o kadar az olur.

Ergenler, bağımsızlık arzusu doğrultusunda ebeveynler ve ailenin diğer üyeleriyle görüşebilirler. Bu sorunlar büyük ihtimalle madde alımı alkol alımı kılık kıyafet sosyal medyada fazla geçirme vs gibi konulardır.Bazı durumlarda, bu tür problemler aile ve ergen arasında ciddi sorunlara neden olabilir. Çözüm için desteğe ihtiyaç duyulan durumlarda, problemler büyümeden ve insanlar ve ilişkiler travmatize edilmeden önce çocuklardan ve ergen ruh sağlığı çalışanlarından destek almak gerekir.

Ergenlik döneminde psikolojik destek gerektiren durumlar ve sorunlar şunlardır;

– Sınav kaygısı (TEOG.YGS.LYS)

Anksiyete bozuklukları

– Depresif belirtiler ve depresyon

Öfke ve dürtü kontrol sorunları

Davranışsal bozukluklar

– Takıntı ve tekrarlar

– Fobiler,

– Tikler,

– Arkadaş ilişkilerinde sorunlar ve yalnızlık

– Aile çatışmaları

– Dikkat eksikliği, hiperaktivite sorunları

– Okulda uyum sorunları, derslerde başarısızlık, okula gitmeme ilgisizliği

– Bağımlılık sorunları (cep telefonu, internet, oyun, madde vb.)

– Cinsel kimlik bozuklukları

– Uyku ve yeme bozuklukları

Üstün Yetenekli ve Üstün Zekalı Çocuk Arasındaki Fark Nedir?

Üstün yetenekli çocuklar; İstihbarat, yaratıcılık, sanat, liderlik veya özel akademisyenler alanında, belirli normlara ve uzmanlarına göre akranlarına göre yüksek performans gösteren çocuklardır. Başka bir deyişle, üstün zekalı çocuklar edebiyat, sosyal, matematik, bilim gibi akademik bir alanda ya da müzik, resim ve drama gibi sanat ve yaratıcılık nitelikleri bakımından akranlarından ileri düzeyde performans sergilerler.üstün yetenekli çocuk, üstün zekalı çocuk

Üstün zekalı çocukların temel özellikleri:

– Ortalamanın üstünde (genellikle beklenen yaş seviyesinin üzerinde),

– Yüksek görev sorumluluğu,

– Yüksek düzeyde yaratıcılık,

– Yüksek motivasyon seviyesi.

Üstün zeka, çocuğun bilişsel düzeyde çocuğun yaşından beklenen seviyenin üzerinde olduğu durumdur. Uygulanan zeka testi, genel gelişim değerlendirmeleri, aile ve öğretmen görüşmeleri ve doğal gözlemler ile değerlendirilen çocuğun genel zeka puanı, yüksek IQ düzeyinde, yaştan beklenen puandan daha yüksek olarak belirlenirse, çocuk yetenekli sayılır.

Üstün zekalı çocukların bazı karakteristik özellikleri:

– Mükemmel uzun süreli bellek,

– Geniş kelime hazinesi,

– Yüksek seviyede okuduğunu anlama başarısı,

– Yüksek düzeyde matematiksel akıl yürütme başarısı,

– Tartışmalarda ileri düzeyde sözel beceriler sergilemek,

– Karmaşıklığı, aşırı yaratıcılığı ve yüksek hayal gücünü çözmek,

– Keskin bir gözlemci olmak,

– Çok ilginç fikirlere sahip olmak, aşırı merak, çok soru sormamak.

Görülebileceği gibi, üstün zekalılık ve üstün zekalılık bazı ortak özelliklere sahip olsa da, aslında dikkatlice ayrılması gereken durumlardır. Üstün yetenekli çocuğun da üstün zekalı olduğu konusunda bir genelleme yapmak mümkün değildir. Başka bir deyişle, çocuğun belirli bir akademik alanda özel bir yeteneği ve üstün başarısı olabilir, ancak zeka düzeyine baktığımızda, yaşından beklenen düzeyde üstünlük olmadığı görülebilir. Bununla birlikte, üstün zeka doğrudan bilişsel düzeyde göstereceği ve çocuğun yaşını geçeceği için, doğru bir uzman değerlendirmesi ile üstün zeka ve üstün zekalılık arasında bir ayrım yapılabilir.

İnfertilite Etiyolojisi

Kadına ait nedenler

Kadın infertilitesi etiyolojisinde rol alan nedenler görülme sıklıklarıyla beraber aşağıda listelenmiştir.:

– Yumurtalıklar ile ilgili nedenler % 30-40

– Tubal veya peritoneal nedenler % 30-40

– Açıklanamayan infertilite % 10-15

– Diğer nedenler %10-15kadın kısırlığı, kadınlarda kısırlık nedenleri, kadınlar kısırlık oluşumu

Çok az çiftte, doğuştan veya sonradan oluşmuş nedenlerle sperm veya yumurta hücresinin yokluğuna bağlı olarak günümüz şartlarında tedavisi mümkün olmayan “mutlak infertilite” sorunu görülmektedir. Bu çiftler için evlat edinme, donör yumurta/sperm kullanımı (ülkemizde yasal değildir) veya taşıyıcı annelik (ülkemizde yasal değildir) seçenekleri tartışılmalıdır.

Başa Dön

Yumurtalıklar ile ilgili nedenler

İleri yaş, kadının üreme yeteneğini ve tedavi sonuçlarını olumsuz etkileyen en önemli faktördür. Yumurtalık hücresindeki döllenme kapasitesindeki azalma, 30’lu yaşların başında başlar ve 35 yaşından sonra giderek belirginleşir. Kronolojik yaş, spontan ve YÜT sikluslarında gebe kalabilme başarısının en önemli belirleyicisidir; zira ileri yaş ile birlikte yumurtalık rezervi de azalmaktadır. Yumurtalık rezervini değerlendirmede, adetin 3. günü bakılan serum FSH düzeyi, serum inhibin B düzeyi, ve transvajinal ultrason ile over boyutu ve antral folikül sayısının belirlenmesi kullanılan yöntemler arasındadır. Bu testler içinde klinik uygulamada en sık kullanılanlar, siklusun 3 .günü serum FSH düzeyi ve USG incelemesi ile karar verilen over boyutu ve antral folikül sayısıdır.

Yumurtlama ile ilgili problemler sıklıkla anovülasyon (yumurtlamama) veya oligoovülasyona (az yumurtlama) neden olup normal menstrüel siklus uzunluğunu etkilerler. Döllenme olabilmesi için ovülasyon mutlaka olmalıdır.

Ovülasyon olup olmadığını anlamak için kullanılan metodlar:

  • Hormon düzeyleri: Yumurtlamanın başlamasında sorumlu LH hormonu düzeyleri yumurtlamadan yaklaşık 38 saat önce aniden yükselir. Bu hormonun düzeyi veya yükselip yükselmediğini idrar testi kitleri ile belirleyebilmek mümkündür. Yumurtlamanın oluştuğunu doğrulamak için serum LH düzeyleri de ölçülebilir.
  • Bazal vücut ısısı ölçümleri: Sabahın erken saatlerinde vücut ısısı en düşük noktasında iken yapılan seri ölçümler ovulasyon olup olmadığı ve günü hakkında bilgi verir. Ovülasyonu takiben salgılanan progesteron, termojenik hormondur ve yumurtlamadan sonra vücut ısısı 0.5-1.0 Fahrenheit yükselir. Günümüzde sık kullanılmayan bir yöntemdir.
  • Midluteal serum progesteron düzeyi: Serum progesteron düzeylerindeki yükselme ovulasyonun dolaylı göstergesidir. Luteal fazda ölçülen progesteron düzeyinin 3 ng/ml’in üzerinde olması ovülasyon göstergesi olarak kabul edilir.
  • Ultrason takibi: Ovülasyon dominant folikülün gelişiminin takibi ile belirlenebilir. Ovülasyon bulgusu olarak, gelişen folikülün boyutunun küçülmesi ve douglasda sıvı izlenmesi kabul edilir

Hamilelikte Kilo Alımı Nedenleri Nelerdir?

Hamilelikte kilo alımı, bu dönemde normal alınabilecek kilo veya alınması gereken kilo 9 ve 12 kilo aralığıdır. Eğer anne adayı hamilelik öncesi zayıf ise bu kilo arası 15 – 17 aralığında olabilir. Tam tersi anne adayı hamilelik öncesi kilolu ise bu dönemde 7 ve 8 kilo kadar almaları yeterli olacaktır. Yaklaşık olarak verilen bu verilere rağmen bu dönemde sağlık durumu, kilo ve bebeğinde durumu göz önünde bulundurulduğunda bu değerler farklılık gösterebilir.hamilelikte kilo alımı, hamilelerde kilo alımı, hamileyken kilo alma nedenleri

İkizlere hamile olan anne adayları bu dönemde daha fazla kilo alır. Asıl önemli olan konu hamilelik döneminde uygun miktarda kilo ile doğuma adım adım gidilmesidir. Hamilelik sonrası alınan bu kilolar zamanla verilebilir. Anne adayının hamilelik öncesinde kilolu olması durumunda hamile kalmadan önce uygun kiloya inmeleri bunu bir diyetisyen eşliğinde gerçekleştirmeleri önerilmektedir. Fazla kilolu anne adayı bu dönemde fazla kiloların vermiş olduğu rahatsızlıklar ile birlikte bir takım farklı rahatsızlıklarada maruz kalabilirler. Bu döneme kilolu ile girilmiş ise hamilelik süresinde kilo verme gibi bir gayret içerisinde bulunulmamalıdır. Sadece dengeli beslenme ve bulunduğu kiloyu koruma önerilmektedir.

Hamilelikte anne adaylarının ben artık 2 kişiyim o yüzden daha fazla beslenmeliyim ve yemeliyim gibi bir takım inançları doğruyu yansıtmaz çünkü bu dönemde aşırı yemek aşırı kilo demektir ve rahatsızlıklara neden olabilir. Hamileliğin ilk dönemlerinde anne adayı kilo almayabilir, bunun sebebi ise mide bulantısı, yiyeceklerden tiksinme ve gerektiği gibi beslenememekten kaynaklanır. Bu bir sorun oluşturmaz. Normal kilo alımı 4. ve 5. aydan sonra artış göstermeye başlayacaktır. Bir anne adayının ilk ayda yarım kilo veya hiç almaması, sonraki aylarda ise aylık 1,5 ve 2 kilo alması yeterli bir orandır.

Çocuklarda Görülen Hastalıklar

Yüksek Ateş

Bebeklerin vücut sıcaklıkları normal olarak 37,5 derecedir. Bunun üzerindeki sıcaklıklara yüksek ataş denir. Yüksek ateş hastalık değil, vücudun çok susuz kalmasının, uzun süre güneşte kalmasının yarattığı etkinin ya da zatürre gibi herhangi bir hastalığın belirtisi olabilir.çocuk hastalıkları, çocuklarda görülen rahatsızlıklar, çocuk hastalıkları neler

Bu gibi olumsuzluklar sonucu vücudun mikroplara karşı direncini arttırmak için ateş yükselir. Ancak ateşin 39 derece ve üzerinde çıkması çok tehlikelidir. Bu arada, yüksek ateşinde nedeni bulunup tedavi edilmesi için en kısa sürede hekime başvurulması gerekir.

Yüksek ateş uzun süre devam ederse bebek havale geçirebilir. Birkaç saniyeden, birkaç dakikaya kadar sürebilen havalede bebeğin ağzı köpüklenir, gözleri bir noktaya dikilir, el ve ayaklar kasılarak çırpınır. Sara (epilepsi) ve sinir sistemi hastalıklarına da eşlik edebilen havale uzun sürerse beyinde kalıcı bozukluklar yapabilir. Havaleyi önleyebilmek için çocuğun ateşi sık bir şekilde ölçülerek yüksek ateş düşürülmelidir. Ölçümler bebeklerde makattan, diğer çocuklarda dil altı ya da koltuk altından yapılır.

Günümüzde termometreli emzik gibi araçlarla da ölçüm yapılabilir. Çocuğun yüksek ateşini düşürmek için önce giysileri çıkartılır. Alnı, kolları, ayakları ılık suyla yıkanır ve ya ılık suyla ıslatılmış temiz bir bez ile silinir. Bu işlem alkol kullanılarak yapılabilir. Alkol kullanımında alkolün tahriş edici özelliği de göz önüne alınarak dikkatli kullanılmalıdır.

Çocuklarda İshal

İshal yetişkinlerde hiç önemsenmeyek bir hastalıktır.oysa çocuk ishalleri,meydana geliş nedenleriyle vücutta yaptığı yıpranma ve sonuçları bakımından çok farklıdır.

Ufak çocukların her organı gibi sindirim aygıtları da çok duyarlıdır.ishal olmak için büyüklerde aranan nedenlerden hiçbiri olmayabilir.sözgelişi,çocuğa verilen değişik bir şey rahatlıkla ishal yapabilir.bu kadar kolay bozulan bir organizmada gayet tabii olarak,hastalıkda büyük yıpranma yapabilir.

İshal olan çocuğun genel durumu da çok çabuk bozulur.yorgun bir görünüş alır,durgunlaşır,rengi solar.özellikle bebeklerde bıngıldak içeri çöker,deri kurur ve eski esnekliğini kaybeder.bütün bu belirtiler vücudun su kaybettiğine işarettir.

Daha ileri safhada çocuk kusmaya başlar.böylece su kaybı daha da artar ve ateş yükselir.

İshali hiçbir şekilde kendi başınıza tedaviye kalkışmamanızı önemle hatırlatırız.gereksiz yere geçireceğiniz zaman,çocuğun iyileşme şansını azaltabilir.