Sedef Hastaları Hangi Tür El Kremi Kullanmalıdır?

Sedef hastalığı bütünsel bir cilt hastalığıdır. Yani vücudun her yerinde eller dahil olmak üzere kabuk kabuk soyulmalara neden olan ciddi bir cilt rahatsızlığıdır. Bu yüzden sedef hastaları kendi kafalarına göre el kremi kullanmamalıdır. Yine kendi doktorunun önerdiği içeriklere sahip kremleri kullanarak günlük hayatta ellerinin bakımını yapabilirler. Sedef rahatsızlığı olanların ellerinde ciddi kuruma olur. Bunun için alkol içeriği olan ürünlerin asla kullanılmaması gerekir. Bunun yerine nemlendirici ve su içeriğine sahip olan ürünleri kullanmalıdırlar.el kremi kullanımı, sedef hastaları için el kremi, sedef hastalarına özel kremlerGünlük Hayatta Hangi Tür El Kremleri Kullanmalıyız?

Çoğu zaman parfüm kokulu ve oldukça ağır kimyasal içeren ürünler insanlara hoş kokusundan dolayı cazip gelir. Bu ürünlerin içeriğinde paraben vardır ve uzmanlar cilt üzerinde bu maddenin içerdiği ürünlerin asla kullanılmaması gerektiğini ifade etmektedirler. Koruyucu madde içeren, kokulu esans türü ürünlerin yerine daha doğa ve bitkisel içeriği sahip kremlerin tercih edilmesi el bakımında önemli bir yere sahiptir. Örneğin çok bilindik bir markanın ürününü kullandığınız halde cildinizde problem yaşayabilirsiniz. Bunun sebebi kremin içeriği ve sizin bazı maddelere karşı olan hassasiyetinizdir. Bu yüzden el kremi alırken içeriğine mutlaka bakıp duyarlı olduğunuz etken maddelerin bulunmamasına özen göstermelisiniz.

Yüz Kremleri Ellere Kullanılabilir Mi?

Yüz daha hassas bir cilt yapısına sahiptir ve el kremi asla yüzde kullanılmamalıdır. Yüz kremleri de aynı şekilde ellerde kullanılamayacak içeriğe sahiptir. Örneğin kullandığınız el kreminde kimyasal, alkol veya paraben bulunabilir. Bu ürünlerin yalnızca ellerde kullanılması bile sakıncalı iken yüzde kullanılması hiç düşünülemez. Ellerimizi dudaklarımıza, gözümüze değdirdiğimizi düşündüğümüzde ise bu ürünlerin yaşatacağı sorunları birebir yaşayacağımız anlamına gelir. Hayatımızın her noktasında kimyasal içeriğe sahip ürünleri hayatımızdan çıkarmamamız ve bunun yerine doğal ve bitkisel içeriğe sahip ürünleri kullanmamız sağlığımız açısından çok önemlidir. Son yıllarda egzama artık her 10 kişiden birinde görülen bir cilt hastalığı olup etkisi en çok ellerde görülür. İleriki safhalarında acıdan ve kanmalardan el işlevin göremez hale gelir. Bu yüzden egzama rahatsızlığı olanların bu konuda daha hassas olmaları gerekir.

Porselen Gibi Bir Cilt İçin Maskeler

Cildinizin pırıl pırıl parlaması için güzellik merkezlerinde vakit harcamanıza gerek yok. Pahalı kremler, temizleyiciler ve maskeleri de kullanmadan cildinizin pırıl pırıl parlamasını sağlayabilirsiniz. Cildin tertemiz ve porselen gibi gözükmesini isteyenler için porselen cilt maskesi adı altında cilt maskeleri bulunuyor. Bu maskeleri evde doğal ve kolay bulunabilecek malzemeler ile de hazırlayıp uygulayabilirsiniz. Cildiniz için uygun olan cilt maskesini kullanmadan önce cilt tipinizi belirlemenizde fayda var. Cilt tipinize uygun maskeyi yapmanız istediğiniz güzelliğe daha iyi bir şekilde sahip olmanızı sağlar. Bir diğer önemli nokta ise cildinize maske uygulamadan önce mutlaka cilt tipinize uygun bir temizleyici ile cildinizi temizlemeniz. Temizlenen cilde uygulanacak olan maske cildiniz üzerinde daha etkili olup istediğiniz görünüme kavuşmanızı sağlar.cilt bakım maskeleri, porselen cilt bakımı, güzellik için maskeCilt Tipleri

Cilt tipiniz kullanacağınız maskelerin size sağlayacağı fayda açısından önemli bir noktadır. Maske yapmaya geçmeden önce cilt tipinizi öğrenmede fayda var. Cilt tipinizi öğrenmek için kozmetik ürün mağazalarında bulunan testlerden yararlanabilirsiniz. Bazı eczaneler ücretsiz cilt analizi yapmaktadır. Bu eczanelere giderek de cilt tipinizi öğrenebilirsiniz. Cilt tipinizi öğrendikten sonra cildinize uygun olan porselen cilt maskesi uygulamasına geçmeden önce yine cilt tipinize uygun olan bir cilt temizleme işlemi yapmanızda fayda var. Yağlı bir cilde sahipseniz eğer cildinizi ılık bir suyla yıkayarak cildiniz temizleyebilirsiniz.

Porselen Maske

Porselen gibi bir cilde sahip olmanız için birçok maske vardır. Bu maskeler uygulaması çok kolay olan evde kolayca hazırlayabileceğiniz maskelerdir. Örneğin; kil, mısır unu, el ve ya yüz kremi ile kolayca hazırlanabilecek olan porselen cilt maskesi cildinizi ışıl ışıl parlayan bir cilt haline getirecektir. Bir tatlı kaşığı kil, bir tatlı kaşığı mısır unu ve bir çay kaşığı el ve ya yüz kremini karıştırarak çamur kıvamını elde etmeniz bu maske için yeterli. Badem ve bal ile hazırlanan maskede cildinizin parlamasına ve pürüzsüz gözükmesine yardımcı olacaktır. Bir tatlı kaşığı badem ve bir tatlı kaşığı balı karıştırdıktan sonra beş dakika bekletip cildinize uygulamanız bebeksi bir cilde sahip olmanız için yeterli.

Cilt Maskesi Yapımı ve Çeşitleri

Vücudunuzu rahatlatmak veya vücudunuzdaki pürüzsüzlüğü koruyabilmek adına cilt maskesi yapabilirsiniz. Cilt maskesi, vücudunuzdaki istenmeyen durumlar karşısında hazırlanarak kullanılabilir. Birçok cilt maskesi içerisinde kimyasal içermediği sürece evde hazırlanarak kullanılabilir. Ancak yine de bu konuda uzman kişilere danışarak yapılan cilt maskeleri sağlımıza daha yararlı yönde etki edeceğinden evimizde bu maskeleri kafamıza göre yapmamakta fayda var. Yine de evde yapmak istediğiniz cilt maskeleri için doğal ürünler kullanarak en azından cildinize zarar vermemiş olursunuz. Vücudunuzu rahatlatmak adına kullandığınız cilt maskelerinde kullanılan maddelerin doğal olmasına özen göstererek hazırladığınız sürece bu konu da sıkıntı yaşamayarak cildinizde oluşan iyileşmeleri gözlemleyebilirsiniz. Cilt maskesi uygulamak isteyen kişiler uygulayacakları cilt maskesinin kendi cildine uygun olup olmadığını önceden araştırmalı ve bu konuda bilgi edinerek bu maskeyi kullanmalıdır.cilt maskesi çeşitleri, cilt maskesi yapımı, cilt maskesi nasıl yapılırCilt Maskesinin Çeşitleri

Cildinize uygulayacağınız birbirinde farklı olarak birçok cilt maskesi bulunmaktadır. Bunlar arasında en yaygın olarak kullanılanı ise kil maskeleridir. Yağlı ciltler için kullanıma uygun olan kil maskeleri siyah noktaların, ölü derilerin ve ciltte derin temizlemeye yardımcı olmaktadır. Kullanılan bir diğer maske türü ise yağ içerikli maskelerdir. Bu maskeler de kuru ve pul pul dökülen ciltler için kullanıma uygundur. Aromatik yağlar içeren bu maskeler cildin nem tutmasını sağlayıp cildinizdeki ölü derilerden arındırmaya yardımcı olmaktadır. Bu gibi maskelerin içerisinde cildinizi tahriş edebilecek maddeler yer almadığı için haftada 2 veya 3 kere kullanabilirsiniz.

Doğal Cilt Maskesi

Genellikle bayanların yüzlerinde kullandıkları cilt maskelerinin içerisinde doğal ürünler olmasına dikkat etmelisiniz. Limon, domates, kudret narı vs. gibi ürünler içeren maskeleri vücudunuza haftada 2 veya 3 sefer kullanabilirsiniz. Kullandığınız maskelerde doğal ürünlerin olması vücudunuzun tahriş olmayacağı anlamına gelmektedir. Eğer size cilt maskesi öneriliyorsa ve bu maskenin içerisinde bilmediğiniz maddeler veya kimyasal ürünler mevcut ise bu maskeyi kullanmamalısınız. Bunun için en doğru tercih uzman kişilere danışarak bu maskeleri kullanmak olacaktır. Genellikle cilt maskeleri yüzdeki pürüzsüzlüğü korumak, sivilce veya siyah noktaları tedavi etmek için kullanılmakta olup sürekli ve düzenli bir şekilde kullanıldığı zamanlarda işe yaramaktadır.

Cinsel Terapi İle Aşılabilecek Sorunlar

Evlilikte en önemli hususlardan birisi de çiftlerin cinsel hayatlarındaki uyumudur. Bu uyum yakalanamadığı takdirde evlilik zamanla hasar görmeye, çiftler birbirini daha kolay kırmaya başlar ve sorunlar aşılamaz hale gelebilir. Gerek cinsel uyumsuzluk gerekse daha ciddi cinsel problemler yaşanması bir evliliğin yavaş yavaş çöküşünü getirecektir. Bu sorunu çözebilmek için cinsel terapi yöntemine başvurulması çok mantıklı bir adımdır. Cinsel terapi yapabilme yetisine sahip olabilmek için klinik psikoloji alanında en az yüksek lisans düzeyinde eğitim alması gereken kişiler son derece ağır ve uzun süreçli eğitim aşamalarından geçerek cinsel terapist olabilmektedir.cinsel terapi ne işe yarar, cinsel terapinin faydaları, cinsel terapinin yararlarıAlanında son derece uzman olan cinsel terapistler her türlü cinsel sorunu tanımlayarak soruna ilişkin çözüm yöntemleri üretebilme yetisine sahiptir. Bu nedenle, cinsel hayatında gerek küçük gerekse büyük sorun yaşayan çiftlerin cinsel terapi yöntemine başvurarak bu önemli problemi çözmek için adım atması gerekmektedir. Tüm sorunlara verilecek öneriler ve uygulanacak tekniklerle çözüm bulmayı amaçlayan yöntem birçok evliliği kurtarmak için başlı başına gerekli ve önemli bir tedavi yöntemidir.

Cinsel Terapi Neden Önemlidir?

Birçok uzmana göre bir evliliğin en temel unsuru olan cinsel hayatın durumuna göre evlilik direk olarak etkilenmektedir. Cinsel hayatında sorunlar olan çiftlerin birbirlerine tahammülsüzlüğü artar, bakış açısı değişir ve ilişkide içinden çıkılamaz sorunlarla boğuşur hale gelinir. İşin ilginç yanı, bu durumun cinsellikteki sorunlardan kaynaklandığının birçok çift farkında değildir, yüzeysel sebeplere tutunup karşılıklı anlayışsızlık ve tahammülsüzlüklerini sürdürmeye devam ederler.

Özellikle cinsel hayatında sorun yaşayan çiftler için akıllara takılan bir soru olan cinsel terapi neden önemlidir sorusu yurtdışında yapılan bir deneyin çarpıcı sonuçlarıyla etkili bir şekilde cevaplanabilir. Yurt dışında yapılan bir deney evliliğinde sorun yaşayan birçok çiftin katılımıyla gerçekleştirildi. Bu çiftler ikiye ayrıldı, bir gruba yoğun bir eğitim verilmeye başlandı. Etkili iletişim, karşısındakini anlama, sorunları çözme becerisi gibi bir takım yoğun psikolojik destekli eğitimlerden geçerken diğer grup hiçbir eğitim almadı, yalnızca ödev olarak her gün cinsel ilişkiye girmeleri istendi. Deney sonucunda ilk grubun çok azında gelişme görülürken ikinci grubun çoğu ilişkilerini düzelterek evliliklerini kurtardılar.

E-Ticarete Girmeden Önce Bilinmesi Gerekenler

Bir şekilde girişimde bulunmak isteyen girişimci ruha sahip biriyseniz e-ticarete ilk adımınızı atabilirsiniz. Ancak e-ticarete girişmeden önce bilmeniz gereken önemli konuları öğrenmelisiniz. Örneğin; site açmanın maliyeti nedir, açılan siteye ürün girişi vb. nasıl yapılır, hazır hale getirilen ticaret sitesinin ismi nasıl duyurulur, SEO nedir ve nasıl yapılır, sitenin tanıtımı için dijital reklamcılığı nasıl kullanabilirsiniz vb. gibi birçok konuda bilgi toplamalısınız. Bizler size bu yazımızda önemli bazı konulara kısa kısa değinerek bilgi vermeye çalışacağız.e-ticarete nereden başlanır, e-ticarete girmeden önce bilinmesi gerekenler, e-ticarete nasıl girilirHedeflerinizi Belirleyip İşe Başlayın

Kuracağınız e-ticaret sitesinde hangi ürünleri satacağınızı ve hitap edeceğiniz kitleyi özenle araştırmanız gerekmektedir. Hedefiniz olan bir yaş aralığı ve sektör olmalı ki ona göre yatırımınız şekillensin gerçek bir e-ticaret yatırımına dönüşsün. Kitlenizi belirlemeden ben e-ticaret işi yapacağım deyip işe başlarsanız hiçbir şey yapamadan ortada kalırsınız. Öncelikle hedef kitle, satacağınız ürün gibi konuları belirleyin.

Yasal Yükümlülükleri Yerine Getirmelisiniz

E-ticaret her ne kadar sanal bir şekilde yapılıyor olsa da kanunlar gereği ticaret ile uğraşan herkes vergisini vermekle yükümlüdür. Bu sebepten dolayı homeoffice dahi olsa bir küçük şirket açmalı ve sattığınız ürünler için fiş/fatura kesmelisiniz. Şahıs şirketi açarak e-ticarete ilk adımınızı atabilirsiniz.

Rakipleri Değerlendirmek Önemli

Normal ticarete girdiğiniz zaman nasıl ki etrafınızdaki rakipler ile baş etmeniz gerekiyorsa e-ticarette de rakipler ile baş edebilmeniz gerekmektedir. Hatta e-ticaret yaparken normal ticarettekinin 5-10 katı kadar fazla rakip ile cebelleşeceğinizi bilerek yola çıkmalısınız. İnternet sitesi açabilen her ticari işletme e-ticaretteki rakibiniz olacaktır. Rakiplerinizi nasıl geçebilirsiniz vb. gibi konularda detaylı bilgiler almalı gerekiyorsa kurslara katılmalısınız.

Dijital Reklamcılık Hakkında Bilgi Edinmelisiniz

İşiniz e-ticaret olduğu için reklamların da internet tabanlı olanlarını kullanmanız mantıklı olacaktır. Çünkü hizmet verdiğiniz alan ile reklam yaptığınız alan birbirine uyum sağlarsa daha fazla müşteriye ulaşma şansınız doğar. Sattığınız ürün ile ilgilenebilecek olan hedef kitlenizi belirlemeli ve dijital reklamlarını bu kitleye yönelik olarak düzenlemelisiniz. Tabii bunun için öncelikle dijital reklamcılık konusunda bilgi edinmeniz ya da en kötü ihtimalle ücret karşılığında çalışacak bir reklam yöneticisi bulmanız gerekecektir.

Çocukları Dışarıda Oyun Oynamaya Teşvik Etme

Teknoloji çağında bulunmamız sebebiyle neredeyse her şey dijital hale geldi. İş hayatından özel hayata varıncaya kadar birçok şeyin dijitalleşmesi ile insani ilişkiler ve çocukların oyun anlayışı da değişime uğradı. Bir bakıma çocukların dijital dünya ile yakınlık kurabiliyor ve kendilerini geleceğe hazır hale getiriyor olmaları güzeldir. Ancak işin bir de diğer tarafı olduğu unutulmamalıdır. Sürekli dijital dünyada oyun oynayan buralarda arkadaş edinen çocukların hem sosyal hem de psikolojik gelişimi olumsuz etkilenmektedir. Hatta durumu bir adım daha ileri taşırsak bazı biyolojik ve fizyolojik sorunların da ortaya çıkabileceği aşikardır. Bu sebepten dolayı çocuklarınızın dışarıda oyun oynamasını sağlamalısınız.Çocukları dışarıda oynamaya teşvik etme, çocukları oyun oynamaya teşvik etme, çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmaÇocuklarınızı oyun oynamaya yönlendirmek için yapabileceğiniz en güzel şey kendinizin dijital dünya ile ilgisini biraz daha aza indirmek ile başlar. Siz ne kadar az düzeyde dijital dünyada varlığınızı sürdürüyorsanız çocuğunuz da sizi örnek alıp o derece dijital dünyadan faydalanacaktır. Tabii bu durum sürekli böyle olur mu, elbette hayır. Anne-babası dijital yaşam ile ilgilenmiyor olsa dahi çocuklar dijitalleşmeye ayak uydurup internet, bilgisayar vb. gibi cihazların tutsakları haline gelebilirler. Böyle durumlarda sizlere düşen görev çocuğunuzun dışarıya çıkmasını sağlamaktır. Bunu yapabilmek için bilgisayar, tablet, telefon gibi teknolojik aletlerinin kullanımını kısıtlama yoluna gidebilirsiniz. Kısıtlamanın yanı sıra şartlı kullanım uygulamasını da düşünebilirsiniz. Örneğin; çocuğunuza dışarıda arkadaşları ile oynayacağı yarım saatlik futbol karşılığında yarım saat de bilgisayarı ile oynayabileceği yönünde bir şart koşun. Eğer futbol oynamaz ise bilgisayar kullanamayacağını aktardığınız çocuğunuz ilk zamanlarda bilgisayarına kavuşabilmek için şartınızı mecburiyet olarak görüp futbol oynayacaktır. Gerçekten iyi arkadaşlık kurabilirse bir süre sonra kendisi bilgisayardan uzaklaşıp sosyal hayata atılacaktır. Bu ve benzeri kısıtlamalara çok daha fazla örnek verilebilir.

Bir başka alternatif yol olarak ise dijital yaşam ile ilgili cihazlar ile ne kadar az uğraşırsa çocuğunuza o derecede minik hediyeler alabilirsiniz. Ancak burada unutulmamalıdır ki çocukları dijital yaşamdan soyutlamak değil asıl amaç dijital yaşam ile sosyal yaşamı aynı anda yaşayabilmesini sağlamaktır. Gelecek teknolojide olduğundan teknolojiden yoksun bireyler yetişmesi imkansızdır.

Su diyetine dair her şey!

Son zamanlarda gerek ünlülerin gerekse de halkın en sık duyduğu diyet adı olan su diyeti sağlıklı bir şekilde hızla kilo vermenin anahtarı olarak görülmektedir. Aslında diyetten çok bir detoks programı olan bu işlem sonucunda vücutta birikmiş olan toksinler ve gereksiz besinler hızlı bir şekilde vücuttan atılarak vücut çok daha zayıf ve sağlıklı bir görünüm kazanmaktadır. Özellikle de gençler ve orta yaşlılar arasında oldukça popüler olan bu diyeti yapmadan önce bulunan kronik rahatsızlıklarınızın göz önüne alınması için bir uzman doktora görünmeniz gerekir. Bununla beraber anne adaylarının ve emziren annelerin bu diyeti yapması bebeklerinin ve kendilerinin sağlığı açısından kesinlikle uygun olmaz.su diyeti nedir, su diyetinin faydaları nelerdir, su diyetini kimler yapmalıAnahtar limonlu suda diyebiliriz!

Vücudun en aç olduğu zamanlar olan sabah erken saatler ile akşam geç saatlerde şeker miktarını düzenleyerek vücudun daha tok olduğu izlenimine kapılmasını sağlayan anahtar besin limonlu sulardır. Vücudun şekerini düzenleyen insülin salınımını doğrudan etkilediği ve düzenlediği tüm doktorlar tarafından kabul edilen limonlu su karışımı sayesinde gerek vücudunuzda bulunan toksinleri atıyorsunuz gerekse de açlık hissetmediğiniz için daha az besin tüketerek kilo verme şansı bulursunuz. Merkezinde içeceklerin bulunması nedeni ile su diyeti olarak anılan bu diyette ananas, çilek gibi bağırsak hareketlerini hızlandırarak vücutta biriken ödemin atılmasını sağlayan meyvelerin sıkılarak tüketilmesi söz konusudur. Tabi ki bu meyve sularının yanında günde en az 2 litre su tüketmek de vücudun su dengesi için şart koşulmaktadır.

Genel öğün listesinin önemi!

Su diyetinde sabahları kalkar kalkmaz bir bardak ılık su ile limon suyu karışımını içmeniz gerekir. Bununla beraber sabahları çilek ve ananas gibi meyvelerden oluşan bir öğün ve yulaf gibi bağırsak çalıştırıcı tahıllar tüketmelisiniz. Ara öğünde ise bitki çayı olarak papatya ya da melisa yaprağı çayı tüketebilirsiniz fakat bitki çaylarını günde 1 kereden fazla asla içmeyiniz. Öğle yemeğinde salata ve çorba ağırlıklı beslenmeniz gerekir. Bunların yanı sıra öğleden sonra ceviz gibi kuruyemişlerden birkaç tane yenilebilir. Akşam yemeğinde bir sebze yemeği bir de çorba ile birkaç kaşık yoğurt ile tamamladığınız gününüzde yatmadan 2 saat önce ananas, kuru üzüm gibi besinlerden az miktarda tüketip yine yatmadan limonlu suyunuzu içiniz.

Bebekleri Kucağa Alıştırmayın!

Bebek ile anne her ne kadar 9 ay süresince birbirlerine çok yakın olsalar dahi, birbirlerini ilk görmeleri doğumdan sonra gerçekleşir. Doğumdan sonra ilk kez birbirlerine dokunurlar ve tanımaya başlamaktadırlar. İlk aylarda bebeğin anneye, annenin de bebeğe yakınlık duyması gereken bir süreci ifade eder. Bebek anne ile kurduğu yakınlıktan sonra dış dünyayı tanımaya başlıyor. Bu süreçte ise anne bebeğini çok fazla kucağına almaktadır ve kucağa almanın her hangi bir sayısı, süresi bulunmaz. Bebekler altıncı aylarından sonra anneleri ile bağlarını yavaş yavaş ayırmaya başlarlar ve ayrışma başlamaktadır. Bir yaşından daha küçük olan bebeklerin tek başına bir şeyler yapmasına izin vermek ve yardıma ihtiyaç duyduğunda yardımda bulunmak gerekir.bebekleri kucağa alıştırmak, bebekler kucağa nasıl alışır, bebekleri kucağa alıştırmamaBebek çok sık kucağa alınırsa kas gelişimi etkilenir!

Bebek altıncı ayından sonra hala çok fazla kucağa alınıyor ise bu durum bebeğin kas gelişimine olumsuz olarak etki etkiliyor. Özellikle bu durum sadece bebeğin kas gelişimine değil, duygusal gelişimine de etki gösterir. Bu etki de kas gelişiminde olduğu gibi olumsuz bir etkilemektedir. Bebekte duygusal olarak bazı deneyimlerin yaşanmasına mani oluyor. Özellikle de bebeklerin kucakta uyumaması gerekir. İlk ayda bebek belki tek başına uykuya geçemese de altıncı aydan itibaren tek başına uykuya geçmeyi öğrenmesi gerekir. Bu durum çoğu zaman anneyi de etkileyebiliyor. Anne duygusal olarak bebeğin tek başına uyumasını istemez. Ancak, bebeğin tek başına uyumayı ve anneden ayrı vakit geçirmeyi deneyimlemesi için bu önemli bir konudur.

Anne bebek arasındaki bağın ilk iki yılı önemli!

Anneler ilk yıllar kendini fazla yıpratmakta ve bebeğinin gelişimini kaçırıyor. Bu durum anneye zarar verir. Anneler yalnızca bebek odaklı yaşamaması gerekir. Böyle olduğunda sürekli bebekler kucağa alışır. Bebekler kucağa alıştıklarında yatarlarken ve ya tek başlarına vakit geçirirlerken ağlamaya başlarlar. Bu durum bir dönem sonra oldukça sıkıcı hal almaya başlıyor. Bir dönem sonra önceleri kıyamayıp kucağa alınan bebeği kucağa almak zor hale gelir. Bu nedenle ilk altı ay çok önemli olmasa da özellikle altı aydan daha sonra bebek ile anne arasında bağ kurulmuş olup bebeğin tek başına bir şeyler yapmasına izin verilmesi gerekir.

Vücudun Susuz Kalmasının Belirtileri Var Mı?

Vücudumuzun yaklaşık olarak %60-70’i sudan oluşmaktadır. Durum böyle olunca su diğer tüm içecek ve yiyeceklerden çok daha fazla önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda insanların yaklaşık 1 haftadan uzun sürelerde herhangi bir gıda maddesi almadan dayanabildiklerini fakat 24 saat susuzluğa dayanamadıklarını ortaya koyuyor. Tüm bu unsurlar göz önüne alındığı zaman her gün yeterli miktarda su içmenin önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. Vücudun susuz kalmasının ilk belirtileri ise; ağız ile dudakların kuruması ve yeterince gözyaşı üretilememesinden dolayı gözlerin batması sayılmaktadır.susuz kalma belirtileri, ne kadar su tüketilmeli, vücudun susuz kalmasını önlemeSusuzluk Belirtileri Nelerdir?

Susuzluk yaşandığında genellikle farkına varmadan bir bardak su içeriz. Bunun sebebi vücudumuz bizi bu kritik durum için uyarı vererek ağzımız kurur. Fakat her zaman elimizin altında su bulunmadığından dolayı ve ya ağır bir egzersiz sırasında aşırı terlemeyle beraber kısa sürede normalden fazla su kaybettiğimiz de vücudumuzun susuz kaldığını bazı diğer belirtilerle de anlaşılabilir. Susuzluğun ilk belirtileri dudakların ve ya ağız içinin kurumalara sebep olmasıdır. Eğer ağzınız açık nefes alıp vermeye devam ederseniz dil ile damak bölgesi de kuruyacaktır. Susuzluk devam ederse halsizlik oluşur, zihin karışıklığı yaşanır ve özellikle akciğerlerdeki nem azaldığı için nefes alıp vermek zorluk yaşanır. Bu belirtiler ani yaşanan susuz kalmanın sonuçlarındandır. Eğer ki, düzenli biçimde vücudun ihtiyaçı olduğu kadar miktardan daha az su tüketiliyorsa vücuttaki yağ oranı artarak kas kütlesi azalır ve gıdaları daha zor sindireceksiniz.

Ne Kadar Su İçilmeli?

Uzmanların bu husustaki önerileri genel olarak günde 2-2,5 litre ve ya 8 büyük su bardağı su içilmesi yönündedir. Günümüzde bir çok insan vücudun susuz kalma durumunu yaşıyor ancak bunun farkında bile değildir. Çünkü gün boyu içtiğimiz çay, kahve, tatlı ile gazlı içeceklerle yeterli miktarda su aldığımızı sanılır. Ancak gerçekte bu tip içecekler vücudun daha fazla su kaybetmesine yol açmaktadır. Örnek olarak, kafeinli içecekler suyun vücuttan daha hızlı atılmasına neden olmaktadır. Bu sebepten kahve içtiğinizde kafeinin olumsuz etkilerini önlemek için normalden daha fazla su içilmelidir.

2017 Paris Moda Haftası

Yine bu yılda sokakların isimsiz kahramanları, Paris’in hızlı temposuna yenik düşmedi. Moda tasarımcılarının birbirinden şık tasarımları ile birlikte pek çok manken üzerinde en iyi parçaları taşıyarak, tüketicilere ilham oldu. Sizlerde Paris modasına ayak uydurmak ve artık tarzınızı değiştirmek istiyorsanız, bazı modellere ve kombinelere göz atabilirsiniz. Yine bu konuda sizlere görsel öğeler daha iyi yardımcı olurken, modeller hakkında bazı bilgiler vermek gerekirse, şunlara yer verebiliriz.paris moda haftası, 2017 paris moda haftası, paris moda haftası nasıl olacakSokak modasının öncüsü

Sokak modası dediğimizde akla ilk gelenler arasında deri detaylar yer alır öyle değil mi? Bunun yanı sıra salaş modeller en çok tercih edilenler arasında. Paris moda haftasının 1. Ve 2. Gününde karşınıza çıkan bir kombinde, kullanılan deri ceket oldukça şık ve kullanışlı. Ceketin altında ise V yaka bir triko kazak tercih edilirken, kazakta yer alan turuncu, mavi tonlaması kombine şıklık kazandırmış. Alt giyim olarak tercih edilen dar kesim bir kot pantolon, her ne kadar standart bir kombin olsa da gayet şık ve modern görünmenizde sizlere yardımcı olabilir. Bu kombineleri, pek çok moda tasarımcısı hazırlarken, elbette ki sokakların isimsiz kahramanları en iyi şekilde üzerlerinde taşımaktadır.

Tabi ki yırtık detaylı pantolonlar da unutulmamış olurken, kot pantolonda yer alan yırtmaçlar, üzerinde kullanılan volanlı bir kıyafet ile uyum sağlanmış olabilir. Kot tonları ile birlikte üzerinde tercih edeceğiniz parçanın renginin siyah olması da size uyum sağlayabilecektir.

Gömlek kombineleri

Yine gömlekler, sokak modasının en iyi parçaları arasında sayılıyor. Paris Moda haftasının 1. Ve 2. Günlerinde karşınıza çıkan kot gömlek tasarımı, altında kullanılacak olan mini etekle oldukça uyum içerisinde. Etekte kullanılan siyah ana kumaş altında, parlak bir kumaş ile birlikte kırmızı tonlama tercih edilmiş.  Gömleğin kolları bol bir kesim detayı ile şekillendirilmiş olurken, düğme detayları da kombinenin daha şık bir hale gelmesi sağlamış.

Bol paça pantolonlar

Haki ya da yeşilin farklı tonları ile yine 2017’ nin boru kesim pantolonları göze çarpanlar arasında. Yüksek bel ve boru kesim bir pantolon seçimi yaparak, üzerinde kullanılacak olan volanlı bir gömlek modeli de farklı bir yansıtımı sizlere sunabilir.